Katarakt cerrahisi, bulanıklaşmış göz merceğinin çıkarılarak yerine yapay bir göz içi lens yerleştirilmesine dayanan cerrahi bir tedavi yöntemidir. Göz hekimliğinde en sık uygulanan ameliyatlardan biri olan katarakt cerrahisi, günümüzde ileri teknoloji cihazlar ve mikrocerrahi teknikler sayesinde son derece yüksek başarı oranlarına ulaşmıştır. Ameliyat, bulanıklaşmış doğal merceğin neden olduğu görme kaybını ortadan kaldırarak hastanın görme kalitesini büyük ölçüde yeniden kazandırır. Modern katarakt cerrahisi yalnızca bir tedavi değil aynı zamanda hastanın kırma kusurlarının da düzeltilebildiği refraktif bir fırsat olarak değerlendirilmektedir.
Katarakt ameliyatı tekniklerindeki gelişmeler, ameliyatın güvenliğini ve hasta konforunu önemli ölçüde artırmıştır. Küçük kesilerden gerçekleştirilen dikişsiz cerrahi, ultrasonik parçalama teknolojisi ve katlanabilir göz içi lensler sayesinde ameliyat süresi kısalmış, iyileşme hızlanmış ve komplikasyon oranları belirgin biçimde azalmıştır. Göz içi lens teknolojisindeki ilerlemeler ise monofokal, multifokal, trifokal, EDOF ve torik lensler gibi geniş bir seçenek yelpazesi sunarak her hastanın bireysel ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirilmesine olanak tanımıştır.
Katarakt Ameliyatı Kimlere Uygulanır?
Katarakt ameliyatı, göz merceğindeki bulanıklaşmanın görme kalitesini düşürerek hastanın günlük yaşam aktivitelerini anlamlı biçimde etkilediği durumlarda endike hale gelir. Ameliyat kararı kataraktın yoğunluğuna, hastanın görme ihtiyaçlarına, mesleğine ve yaşam tarzına göre hasta ile hekim arasında birlikte verilir. Okuma güçlüğü, araç kullanırken güvensizlik hissi, televizyon izlemede bozulma, merdiven inip çıkmada zorlanma ve hobilerini sürdürememe gibi işlevsel kısıtlanmalar ameliyat zamanlamasında yol gösterici unsurlardır.
Katarakt ameliyatı için sabit bir yaş sınırı bulunmaz. İleri yaştaki hastalarda genel sağlık durumu elverdiği sürece ameliyat güvenle uygulanabilir. Doğuştan katarakt bulunan bebeklerde ise görme gelişimini engellememesi için mümkün olan en erken dönemde cerrahi planlanır. Bazı durumlarda kataraktın kendisi göz tansiyonunu yükselterek fakolitik veya fakomorfik glokom tablosuna yol açabilir ve bu durum ameliyat endikasyonunu acilleştirir. Göz dibi muayenesini engelleyecek düzeyde yoğun kataraktlarda, altta yatan retina patolojilerinin değerlendirilebilmesi amacıyla ameliyat kararı verilebilir. Ameliyat öncesinde eşlik eden göz hastalıklarının (glokom, makula dejenerasyonu, diyabetik retinopati gibi) tespit edilmesi, hastanın ameliyat sonrası görme beklentisinin gerçekçi biçimde belirlenmesinde önem taşır.
Katarakt Ameliyatı Öncesi Hazırlık
Katarakt ameliyatı öncesinde kapsamlı bir göz muayenesi ve ölçüm süreci gerçekleştirilir. Görme keskinliği, göz tansiyonu, göz dibi ve göz yüzeyi detaylı biçimde değerlendirilir. Biyometri ölçümü ameliyat hazırlığının en kritik aşamalarından biridir. Bu ölçümde göz küresinin aksiyel uzunluğu, kornea eğriliği ve ön kamara derinliği gibi parametreler belirlenerek göz içine yerleştirilecek yapay lensin diyoptri hesaplaması yapılır. Biyometri hesaplamasının doğruluğu, ameliyat sonrası hastanın kırma kusuru sonucunu doğrudan etkiler.
Ameliyattan birkaç gün önce koruyucu amaçlı antibiyotikli göz damlası kullanımına başlanabilir. Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların bu ilaçların ameliyat öncesi kesilip kesilmeyeceği konusunda hem göz hekimi hem de ilgili dahili branş hekimiyle görüşmeleri gerekir. Ameliyat sabahı hastanın göz bebeğinin genişletilmesi amacıyla midriyatik damlalar uygulanır. Hastanın ameliyat günü aç gelmesi genellikle gerekli değildir ancak bu durum uygulanacak anestezi yöntemine göre farklılık gösterebilir. Kontakt lens kullanan hastaların ameliyattan en az birkaç gün önce lens kullanımını bırakmaları kornea ölçümlerinin doğruluğu açısından önem taşır.
Fakoemülsifikasyon (Fako) Yöntemi
Fakoemülsifikasyon, günümüzde katarakt cerrahisinde altın standart olarak kabul edilen cerrahi tekniktir. Bu yöntemde korneanın kenarından yaklaşık 2 ila 2,8 milimetrelik küçük bir kesi açılır ve fako probu adı verilen ultrasonik bir el aleti bu kesiden göz içine yerleştirilir. Fako probu yüksek frekanslı ultrasonik enerji üreterek sertleşmiş ve bulanıklaşmış mercek dokusunu küçük parçalara ayırır. Eş zamanlı olarak parçalanan mercek dokusu aspire edilerek göz dışına emilir. Bu işlem merceğin ön ve arka kapsülü korunarak gerçekleştirilir.
Fakoemülsifikasyon yönteminin en belirgin avantajları küçük kesi boyutu, dikişsiz yara kapanması ve hızlı görsel iyileşmedir. Küçük kesi sayesinde ameliyat sonrası astigmat oluşumu minimize edilir ve yara iyileşmesi hızlanır. Ameliyat genellikle 15 ila 20 dakika arasında tamamlanır ve hasta aynı gün taburcu edilir. Ultrasonik enerji kullanımı sayesinde çok sert kataraktlar bile parçalanarak emilebilir ancak ileri derecede olgunlaşmış kataraktlarda cerrahinin teknik zorluğu artabilir. Bu nedenle kataraktın aşırı olgunlaşmasını beklemeden cerrahinin planlanması daha güvenli bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.
Femtosaniye Lazer ile Katarakt Cerrahisi
Femtosaniye lazer destekli katarakt cerrahisi, geleneksel fakoemülsifikasyonun bazı kritik aşamalarının lazer teknolojisi ile gerçekleştirildiği ileri bir cerrahi yaklaşımdır. Bu teknikte kornea kesisi, ön kapsül açıklığı (kapsüloreksis) ve mercek çekirdeğinin ön parçalanması aşamaları femtosaniye lazer ile bilgisayar kontrolünde hassas biçimde gerçekleştirilir. Lazer ile oluşturulan kapsüloreksis el ile yapılana kıyasla daha yuvarlak, daha merkezli ve daha öngörülebilir boyutta olabilir. Merceğin lazer ile ön parçalanması fakoemülsifikasyon aşamasında kullanılacak ultrasonik enerji miktarını azaltarak göz içi dokulara olan termal etkiyi düşürebilir.
Femtosaniye lazer, astigmat düzeltici kornea kesilerinin (arkuat keratotomi) hassas biçimde uygulanmasına da olanak tanır. Bu özellik, torik lens kullanılmayan hastalarda hafif astigmatın ameliyat sırasında düzeltilmesine katkı sağlayabilir. Femtosaniye lazer teknolojisi cerrahinin hassasiyet ve öngörülebilirliğini artıran bir araçtır ancak nihai görme sonuçları açısından standart fakoemülsifikasyona belirgin bir üstünlük gösterdiğine dair kesin bir kanıt henüz oluşmamıştır. Cerrahın deneyimi ve ameliyatın tüm aşamalarındaki titizlik, kullanılan teknikten bağımsız olarak başarılı sonuçların en önemli belirleyicisidir.
Katarakt Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Katarakt ameliyatı belirli bir cerrahi sıra izlenerek gerçekleştirilir. Anestezi sağlandıktan sonra cerrah korneanın kenarından küçük bir kesi açar. Göz içine viskoelastik madde enjekte edilerek ön kamara hacmi korunur ve göz içi yapılar cerrahi manipülasyondan korunur. Ardından merceğin ön kapsülünde dairesel bir açıklık (kapsüloreksis) oluşturulur. Bu aşama cerrahinin en kritik basamaklarından biridir çünkü kapsüloreksisin boyutu ve merkezlenmesi yapay lensin doğru konumlanmasını etkiler.
Kapsüloreksis tamamlandıktan sonra hidrodiseksiyon işlemiyle mercek korteksi kapsülden ayrıştırılır ve fakoemülsifikasyon ile mercek çekirdeği parçalanarak emilir. Kalan korteks kalıntıları aspirasyon ile temizlenir ve arka kapsül kesesinin bütünlüğü kontrol edilir. Temizlenen kapsül kesesine katlanabilir yapay göz içi lens enjektör aracılığıyla yerleştirilir. Lens kese içinde açılarak hapticleri (tutunma kolları) ile pozisyonlanır. Viskoelastik madde göz içinden aspire edilerek temizlenir ve kornea kesisi hidrate edilerek sızdırmazlığı kontrol edilir. Kesi genellikle kendiliğinden kapanan (self-sealing) yapıda olduğundan dikiş gerektirmez. Ameliyat göze antibiyotikli ve antiinflamatuar ilaç uygulanarak sonlandırılır.
Katarakt Ameliyatında Anestezi
Katarakt ameliyatı büyük çoğunlukla lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve genel anestezi genellikle gerekli değildir. En yaygın uygulanan yöntem topikal anestezidir. Bu yöntemde göz yüzeyine uyuşturucu damla uygulanarak kornea ve göz yüzeyinin duyusu geçici olarak ortadan kaldırılır. Topikal anestezi hastanın ameliyat boyunca uyanık ve rahat olmasını sağlar, iğne kullanımı gerektirmez ve ameliyat sonrası görme düzelmesi daha hızlı gerçekleşir.
Bazı vakalarda cerrahın tercihi ve hastanın durumuna göre retrobulber veya peribulber anestezi uygulanabilir. Bu yöntemlerde göz çevresindeki dokulara ince bir iğneyle anestezik madde enjekte edilerek hem duyusal hem de motor sinir blokajı sağlanır. Bu yöntemle göz hareketleri de geçici olarak durdurulur. İşbirliği güçlüğü olan hastalarda, çocuklarda ve bazı özel durumlarda genel anestezi tercih edilebilir. Ameliyat öncesinde anestezist tarafından yapılan değerlendirme sonucunda hastaya en uygun anestezi yöntemi belirlenir. Tüm anestezi yöntemlerinde hasta cerrahi sırasında ağrı hissetmez ve hafif bir basınç algısı dışında rahatsızlık yaşamaz.
Katarakt Ameliyatında Göz İçi Lens Seçimi
Katarakt ameliyatında çıkarılan doğal merceğin yerine yerleştirilen yapay göz içi lens, ameliyat sonrası görme kalitesini doğrudan belirleyen en kritik bileşenlerden biridir. Lens seçimi hastanın yaşam tarzına, görme beklentilerine, mesleğine ve göz yapısına göre bireyselleştirilir. Ameliyat öncesi yapılan detaylı değerlendirmede hastanın günlük aktiviteleri, gözlük kullanma konusundaki tercihleri ve eşlik eden göz hastalıkları sorgulanarak en uygun lens tipi belirlenir. Doğru lens seçimi hasta memnuniyetinin en önemli belirleyicilerinden biridir.
Göz içi lensler temel olarak monofokal, multifokal (trifokal), EDOF ve torik olmak üzere farklı kategorilerde sınıflandırılır. Her lens tipinin kendine özgü avantajları ve sınırlılıkları bulunmaktadır. Hastanın beklentilerinin gerçekçi biçimde yönetilmesi ve lens özelliklerinin ayrıntılı biçimde anlatılması ameliyat sonrası memnuniyet açısından büyük önem taşır. Makula dejenerasyonu, ileri glokom veya diyabetik retinopati gibi retina patolojileri bulunan hastalarda lens seçimi daha dikkatli yapılmalıdır çünkü bu durumlar bazı lens tiplerinin performansını olumsuz etkileyebilir.
Monofokal Lens
Monofokal lensler tek bir odak mesafesine net görme sağlayan ve en yaygın kullanılan göz içi lens tipidir. Genellikle uzak görüş için optimize edilir ve ameliyat sonrası hastanın uzaktaki nesneleri net biçimde görmesi hedeflenir. Monofokal lenslerin optik kalitesi yüksektir, kontrast duyarlılığı güçlüdür ve gece parlama veya hale oluşumu gibi optik yan etkiler diğer lens tiplerine kıyasla minimumdur. Bu özellikleri nedeniyle gece araç kullanımı sık olan kişiler ve optik kaliteyi ön planda tutan hastalar için uygun bir seçenek oluşturur.
Monofokal lensin temel sınırlılığı tek odaklı olmasıdır. Uzak görüş için ayarlanan lensle yakın mesafede (okuma, telefon kullanımı) gözlük kullanımı gerekir. Bazı hastalarda monovizyon stratejisi uygulanabilir. Bu yaklaşımda bir göze uzak, diğer göze yakın odaklı monofokal lens yerleştirilir ve beyin iki gözden gelen farklı odak mesafelerini bir arada kullanmaya adapte olur. Monovizyon her hasta için uygun olmayabilir ve ameliyat öncesi kontakt lens denemesiyle hastanın bu düzenlemeye uyum sağlayıp sağlayamayacağı test edilebilir.
Multifokal (Trifokal) Lens
Multifokal ve trifokal lensler, lens yüzeyindeki özel optik tasarım sayesinde ışığı birden fazla odak noktasına yönlendirerek hem uzak hem orta hem de yakın mesafede gözlüksüz görme sağlamayı hedefler. Trifokal lensler uzak (araç kullanma, televizyon), orta (bilgisayar, mutfak tezgahı) ve yakın (okuma, telefon) mesafelerde ayrı odak noktaları oluşturarak gözlük bağımlılığını büyük ölçüde azaltır. Bu lensler, ameliyat sonrası gözlük takma ihtiyacını minimuma indirmek isteyen aktif yaşam tarzına sahip hastalar için uygun bir seçenek sunar.
Multifokal lenslerin önemli bir özelliği ışığın birden fazla odak noktasına bölünmesi nedeniyle her odak noktasına düşen ışık miktarının monofokal lense kıyasla bir miktar azalmasıdır. Bu durum bazı hastalarda özellikle loş ortamlarda kontrast duyarlılığında hafif düşüşe, gece araç farlarının ve sokak lambalarının çevresinde haleler ve parlama algısına yol açabilir. Bu optik yan etkiler genellikle nöroadaptasyon süreciyle birkaç ay içinde azalır ancak tamamen ortadan kalkmayabilir. İleri makula hastalığı, belirgin glokom hasarı veya düzensiz astigmat gibi durumlar multifokal lenslerin performansını olumsuz etkileyebileceğinden bu hastalarda monofokal lens daha uygun bir tercih olabilir.
EDOF Lens
EDOF (Extended Depth of Focus / Artırılmış Odak Derinlikli) lensler, tek bir uzatılmış odak alanı oluşturarak uzak ve orta mesafede kesintisiz bir görme aralığı sunmayı hedefleyen yeni nesil bir lens teknolojisidir. Multifokal lenslerdeki gibi ayrı odak halkaları oluşturmak yerine odak derinliğini genişleterek uzaktan orta mesafeye kadar sürekli bir net görme sağlar. Bu tasarım, ışığın bölünmesini minimize ettiğinden multifokal lenslere kıyasla daha az hale ve parlama oluşturur ve kontrast duyarlılığı daha iyi korunur.
EDOF lenslerin yakın görme performansı multifokal ve trifokal lenslere kıyasla nispeten daha sınırlı kalabilir. Bilgisayar ve orta mesafe çalışma ağırlıklı bir yaşam süren, gece araç kullanımı sık olan ve optik yan etkilerden kaçınmak isteyen hastalar için EDOF lensler dengeli bir çözüm sunabilir. Uzun süreli yakın okuma için bazı hastalarda düşük numaralı yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabilir. EDOF lensler, glokom veya erken evre makula hastalığı gibi durumlarda multifokal lenslere göre daha güvenli bir alternatif olarak değerlendirilebilir çünkü kontrast kaybı daha düşüktür.
Torik (Astigmatlı) Lens
Torik lensler, katarakt ameliyatı sırasında mevcut korneal astigmatın da düzeltilmesini sağlayan özel tasarımlı göz içi lenslerdir. Astigmat, kornea yüzeyinin farklı meridyenlerde farklı eğriliklere sahip olması nedeniyle ışığın retina üzerinde düzgün odaklanamaması durumudur. Standart (sferik) göz içi lensler astigmatı düzeltmediğinden ameliyat sonrası hastanın astigmat nedeniyle gözlük kullanması gerekebilir. Torik lensler, lens yüzeyindeki silindirik güç sayesinde korneal astigmatı nötralize ederek ameliyat sonrası daha net ve gözlüksüz uzak görme sağlamayı hedefler.
Torik lenslerin başarılı sonuç vermesi için ameliyat öncesi astigmat ekseninin ve miktarının doğru ölçülmesi ve lensin göz içinde doğru eksene yerleştirilmesi kritik öneme sahiptir. Lensin hedeflenen eksenden sapması astigmat düzeltme etkinliğini azaltır. Torik özellik monofokal, multifokal, trifokal ve EDOF lenslerin tümüne eklenebilir. Böylece astigmatı bulunan hastalarda hem astigmat düzeltilir hem de hastanın tercihine göre tek veya çok odaklı görme sağlanır. Düzensiz astigmatı olan hastalarda (keratokonus, kornea skarı gibi) torik lenslerin etkinliği sınırlı kalabilir ve bu hastalarda özel değerlendirme gerekir.
Katarakt Ameliyatı Ne Kadar Sürer?
Katarakt ameliyatı günümüzde oldukça kısa süren bir cerrahi işlemdir. Deneyimli bir cerrahın elinde standart bir fakoemülsifikasyon ameliyatı genellikle 15 ila 20 dakika arasında tamamlanır. Ameliyat öncesi hazırlık aşaması (göz bebeğinin genişletilmesi, sterilizasyon ve anestezi uygulaması) dahil edildiğinde hastanın ameliyathane ortamında geçirdiği toplam süre yaklaşık 30 ila 45 dakikadır. Hasta ameliyat sonrası kısa bir gözlem sürecinin ardından aynı gün taburcu edilir.
Ameliyat süresini etkileyen faktörler arasında kataraktın yoğunluğu ve sertliği, göz bebeğinin genişleme durumu, ön kamara derinliği ve eşlik eden göz patolojileri sayılabilir. Çok sert ve ileri olgunlaşmış kataraktlarda mercek dokusunun parçalanması daha fazla zaman ve enerji gerektirebilir. Göz bebeğinin yeterince genişlememesi (dar pupil) cerrahın çalışma alanını kısıtlayarak ameliyat süresini uzatabilir. Femtosaniye lazer destekli cerrahide lazer uygulama aşaması ek birkaç dakika süre ekler. Olası komplikasyonların yönetimi de süreyi uzatabilir. Tüm bu değişkenlere rağmen katarakt ameliyatı kısa süreli ve günübirlik bir cerrahi işlem olarak gerçekleştirilmektedir.
Katarakt Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Katarakt ameliyatı sonrası reçete edilen göz damlalarının belirlenen sıklık ve sürede düzenli kullanılması enfeksiyon ve inflamasyonun önlenmesinde en kritik uygulamadır. Damla kullanımına başlamadan önce ellerin iyice yıkanması ve damla şişesinin ucunun göze veya kirpiklere temas ettirilmemesi hijyen açısından önemlidir. İlk birkaç hafta boyunca ameliyat edilen gözün kesinlikle ovuşturulmaması, göze su temas ettirmemek ve göze baskı uygulanmaması temel kurallardır. Banyo sırasında gözün korunmasına dikkat edilmeli ve yüz yıkama sırasında suyun göze ulaşmasından kaçınılmalıdır.
Ağır kaldırma, eğilme ve ıkınma gerektiren hareketlerden ilk birkaç hafta boyunca kaçınılması göz içi basıncının artmasını önlemek açısından önerilir. Yüzme havuzu ve denize girme gibi enfeksiyon riski taşıyan aktiviteler en az dört hafta süreyle ertelenmelidir. Ameliyat sonrası ilk gece ve gerekirse sonraki birkaç gece gözü dış etkilerden korumak amacıyla koruyucu göz kalkanı kullanılması önerilir. Güneşli ortamlarda UV korumalı güneş gözlüğü kullanımı göz konforunu artırır. Ameliyat sonrası kontrollere düzenli olarak gidilmesi, iyileşme sürecinin izlenmesi ve olası komplikasyonların erken saptanması açısından vazgeçilmezdir. Aniden gelişen şiddetli ağrı, belirgin görme düşüşü, yoğun kızarıklık veya akıntı gibi belirtilerde derhal göz hekimine başvurulmalıdır.
Katarakt Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci
Katarakt ameliyatı sonrası görme düzelmesi genellikle oldukça hızlıdır ve hastaların büyük çoğunluğu ameliyatı izleyen ilk birkaç gün içinde belirgin bir iyileşme fark eder. İlk günlerde hafif bulanıklık, sulanma ve ışığa hassasiyet olağan yakınmalardır ve kısa sürede geriler. Tam görme stabilizasyonunun sağlanması ve kesin gözlük numarasının belirlenebilmesi için genellikle dört ila altı haftalık bir süre beklenir. Bu dönemde görme dalgalanmaları normal kabul edilir ve göz yeni lense uyum sağladıkça görme kalitesi kademeli olarak oturur.
Göz damlalarının kullanım süresi genellikle dört ila altı hafta arasında değişir ve hekim tarafından kademeli olarak azaltılarak kesilir. Masa başı çalışma, televizyon izleme ve okuma gibi görsel aktivitelere ameliyatın ertesi gününden itibaren başlanabilir ancak gözü aşırı zorlamamaya dikkat edilmelidir. Hafif fiziksel aktivitelere birkaç gün sonra, yoğun egzersiz ve spora ise hekim onayıyla birkaç hafta sonra dönülebilir. Araç kullanımına görme düzeyinin yeterli olduğu kontrol muayenesinde onay verildikten sonra geçilebilir. İyileşme sürecinin bireysel farklılıklar gösterebileceği ve eşlik eden göz hastalıklarının iyileşme hızını ve nihai görme düzeyini etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Katarakt Ameliyatı Sonrası Gözlük Gerekir mi?
Ameliyat sonrası gözlük ihtiyacı büyük ölçüde yerleştirilen göz içi lensinin tipine bağlıdır. Monofokal lens ile uzak görüş için ayarlama yapılan hastalarda yakın mesafede (okuma, telefon) gözlük kullanımı genellikle gereklidir. Monofokal lens, tek odak mesafesinde mükemmel görme sağlamakla birlikte diğer mesafeler için optik destek sunmaz. Bazı hastalarda ameliyat sonrası düşük dereceli bir kırma kusuru kalabilir ve bu durum uzak görüş için de gözlük ihtiyacı doğurabilir.
Multifokal, trifokal ve EDOF lensler gözlük bağımlılığını büyük ölçüde azaltmayı hedefler. Trifokal lens kullanan hastaların önemli bir bölümü günlük yaşamlarında gözlük kullanmadan uzak, orta ve yakın mesafede yeterli görme sağlayabilir. Ancak hiçbir lens teknolojisi tüm mesafelerde ve tüm koşullarda gözlük ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmayı garanti edemez. Uzun süreli yakın okuma veya çok ince detaylarla çalışma gibi durumlar için düşük numaralı bir yakın gözlüğüne ihtiyaç duyulabilir. Ameliyat öncesinde hastanın gözlük beklentilerinin gerçekçi biçimde yönetilmesi memnuniyet açısından büyük önem taşır.
Katarakt Ameliyatının Riskleri
Katarakt ameliyatı yüksek başarı oranına sahip güvenli bir cerrahi işlem olmakla birlikte her cerrahi müdahalede olduğu gibi belirli riskleri taşımaktadır. Ameliyat sonrası enfeksiyon (endoftalmi) en ciddi komplikasyonlardan biridir ancak modern sterilizasyon teknikleri ve profilaktik antibiyotik kullanımı sayesinde görülme oranı son derece düşüktür. Ameliyat sırasında arka kapsül yırtılması oluşabilir ve bu durumda cerrahın planı değiştirerek alternatif lens yerleştirme stratejileri uygulaması gerekebilir. Kornea ödemi, ameliyat sonrası göz içi basınç artışı ve göz içi inflamasyon diğer olası komplikasyonlar arasındadır ve genellikle medikal tedaviyle kontrol altına alınabilir.
İki Göze Aynı Anda Katarakt Ameliyatı Yapılır mı?
Geleneksel yaklaşımda iki göze aynı seansta katarakt ameliyatı yapılmaz. Önce bir gözün ameliyatı gerçekleştirilir, iyileşme süreci izlenir ve ardından diğer göz için ameliyat planlanır. İki ameliyat arasında genellikle bir ila dört hafta beklenir. Bu yaklaşımın temel gerekçesi, olası bir komplikasyonun (özellikle enfeksiyonun) her iki gözü aynı anda etkileme riskinin ortadan kaldırılmasıdır. İlk gözün ameliyat sonuçları da ikinci göz için lens seçimi ve diyoptri hesaplamasında referans olarak kullanılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Katarakt ameliyatında kullanılan göz içi lens ömür boyu kalır mı?
Katarakt ameliyatında göz içine yerleştirilen yapay lens biyouyumlu malzemelerden üretilir ve ömür boyu kalıcıdır. Lens zamanla bulanıklaşmaz, aşınmaz veya bozulmaz ve tekrar değiştirilmesi gerekmez. Çok nadir durumlarda lens pozisyonunda kayma oluşursa cerrahi müdahale gerekebilir ancak bu olasılık son derece düşüktür.
Katarakt ameliyatından ne kadar süre sonra normal yaşama dönülebilir?
Hastaların büyük çoğunluğu ameliyatın ertesi gününden itibaren okuma, televizyon izleme ve hafif ev içi aktivitelere dönebilir. Masa başı çalışmaya genellikle birkaç gün içinde başlanabilir. Ağır fiziksel aktiviteler ve spor için birkaç hafta beklenmesi önerilir. Tam iyileşme ve görme stabilizasyonu genellikle dört ila altı hafta içinde tamamlanır.
Katarakt ameliyatı yapılmış gözde tekrar katarakt oluşur mu?
Çıkarılmış doğal mercek yerine yerleştirilen yapay lens bulanıklaşmaz, bu nedenle gerçek anlamda katarakt tekrarlamaz. Ancak lensin yerleştirildiği arka kapsülün zamanla bulanıklaşması (arka kapsül opasifikasyonu) ikincil katarakt olarak adlandırılır ve ameliyattan aylar veya yıllar sonra görme bulanıklığına neden olabilir. Bu durum poliklinikte uygulanan kısa süreli bir YAG lazer işlemiyle kolayca tedavi edilir.
Bu tedavi için randevu alın
Detaylı muayene ve değerlendirme için uzman ekibimizle görüşün.