Tedavi Yöntemi

Oküloplastik Cerrahiler

Göz kapağı, gözyaşı yolları ve orbita çevresindeki estetik ve fonksiyonel cerrahi uygulamaları.

Oküloplastik Cerrahiler

Oküloplastik cerrahi, göz kapakları, gözyaşı sistemi, göz çukuru (orbita) ve göz çevresi yumuşak dokuların hastalıklarına yönelik uygulanan cerrahi müdahaleleri kapsayan göz hekimliğinin özel bir dalıdır. Bu alan hem fonksiyonel hem de estetik sorunların tedavisini bir arada ele alır. Göz kapaklarının doğru pozisyonda ve işlevde olması göz yüzeyinin korunmasında, gözyaşı dağılımında ve görme fonksiyonunun sürdürülmesinde kritik bir role sahiptir. Göz kapağı pozisyon bozuklukları, gözyaşı drenaj sistemi tıkanıklıkları, orbital hastalıklar ve göz çevresi tümörleri oküloplastik cerrahinin başlıca uygulama alanlarını oluşturur.

Oküloplastik cerrahide fonksiyonel düzeltme ile estetik sonuç birbirinden ayrılamaz bir bütün oluşturur. Göz kapağı düşüklüğünün düzeltilmesi hastanın görme alanını genişletirken aynı zamanda yüz ifadesinde belirgin bir iyileşme sağlar. Gözyaşı kanal tıkanıklığının giderilmesi kronik gözyaşı akmasını ortadan kaldırarak hem göz sağlığını hem de hastanın sosyal konforunu iyileştirir. Bu çift yönlü yaklaşım, oküloplastik cerrahinin hem tıbbi zorunluluk hem de yaşam kalitesi açısından önemli bir uzmanlık alanı olmasını sağlamaktadır.

Oküloplastik Cerrahi Hangi Durumları Tedavi Eder?

Oküloplastik cerrahi geniş bir hastalık yelpazesini kapsar. Göz kapağı pozisyon bozuklukları bu alanın en sık karşılaşılan endikasyonlarını oluşturur. Üst göz kapağının normalden aşağıda konumlanması (pitozis), alt veya üst göz kapağının içe dönmesi (entropiyon), göz kapağının dışa dönmesi (ektropiyon), göz kapağı gevşekliği ve göz kapağı retraksiyonu gibi durumlar cerrahi düzeltme gerektirebilir. Yaşa bağlı üst göz kapağı deri fazlalığı (dermatokalazis) hem görme alanını kısıtlayarak fonksiyonel bir soruna hem de estetik bir kaygıya yol açabilir.

Gözyaşı sistemi hastalıkları oküloplastik cerrahinin bir diğer önemli uygulama alanıdır. Yenidoğan ve yetişkinlerde gözyaşı kanal tıkanıklığı, gözyaşı kesesi iltihabı ve gözyaşı bezine yönelik patolojiler cerrahi tedavi gerektirebilir. Göz çukuru (orbita) hastalıkları arasında tiroid göz hastalığı (Graves oftalmopatisi), orbital tümörler, orbital inflamatuar hastalıklar ve orbital fraktürler yer alır. Göz kapağı ve göz çevresi deri tümörlerinin cerrahi olarak çıkarılması ve rekonstrüksiyonu da oküloplastik cerrahinin kritik bir bileşenidir. Göz kaybı durumlarında protez göz uygulaması ve soket cerrahisi de bu uzmanlık alanı kapsamında gerçekleştirilir.

Göz Kapağı Düşüklüğü (Pitozis) Cerrahisi

Pitozis, üst göz kapağının normal pozisyonuna kıyasla aşağıda konumlanması ve göz bebeğini kısmen veya tamamen örtmesi durumudur. Göz kapağı düşüklüğü doğuştan (konjenital) mevcut olabileceği gibi yaşlanma sürecinde göz kapağını kaldıran kasın (levator kas) veya aponörozunun zayıflamasıyla edinsel olarak da gelişebilir. Edinsel pitozis en sık yaşa bağlı (involusyonel) olarak ortaya çıkar ve levator aponörozunun ince filminin göz kapağı yapılarından ayrılması veya gerilmesi sonucu oluşur. Nörojenik, miyojenik ve mekanik nedenler de pitozise yol açabilen diğer faktörler arasındadır.

Pitozis cerrahisinde en yaygın uygulanan yöntemler levator rezeksiyonu (kısaltma) ve levator aponöroz tamiridir. Edinsel involüsyonel pitoziste levator aponörozunun yeniden gerilerek göz kapağı yapılarına dikilmesi standart yaklaşımdır. Levator kas fonksiyonunun çok zayıf olduğu vakalarda frontaliz askı yöntemi uygulanabilir. Bu teknikte göz kapağı alın kasına (frontalis kası) bağlanarak kapağın kaş kaldırma hareketiyle açılması sağlanır. Doğuştan pitoziste tedavi zamanlaması görme gelişimine etkisine göre belirlenir. Kapak göz bebeğini örtüyorsa ve göz tembelliği gelişme riski varsa erken cerrahi müdahale planlanır.

Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)

Blefaroplasti, üst ve alt göz kapaklarındaki fazla deri, kas dokusu ve yağ dokusunun cerrahi olarak çıkarılmasıyla göz çevresinin gençleştirilmesini hedefleyen bir estetik ve fonksiyonel cerrahi işlemdir. Yaşlanmayla birlikte göz kapağı derisinin elastikiyetini kaybetmesi, yerçekimine bağlı sarkma ve orbital yağ dokusunun öne doğru fıtıklaşması göz çevresinde yorgun, yaşlı ve şişkin bir görünüme yol açar. Üst kapaktaki deri fazlalığı ileri düzeyde olduğunda görme alanının üst bölümünü kısıtlayarak fonksiyonel bir soruna da dönüşebilir.

Üst göz kapağı blefaroplastisinde kapak kıvrımından yapılan bir kesi ile fazla deri ve gerekirse kas dokusu çıkarılır ve yağ dokusu düzenlenir. Kesi hattı doğal kapak kıvrımına yerleştirildiğinden iyileştikten sonra iz büyük ölçüde gizlenir. Alt göz kapağı blefaroplastisinde kirpik hizasından veya göz kapağının iç yüzeyinden (transkonjonktival) yapılan yaklaşımla fıtıklaşmış yağ dokusu çıkarılır veya yeniden konumlandırılır ve gerekirse gevşek deri düzeltilir. Blefaroplasti genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve günübirlik bir cerrahi işlemdir. Ameliyat sonrası morluk ve şişlik birkaç hafta içinde büyük ölçüde geriler ve sonuçlar uzun süre kalıcıdır.

Göz Kapağı İçe Dönmesi (Entropiyon) Cerrahisi

Entropiyon, göz kapağı kenarının içe doğru dönmesi sonucu kirpiklerin göz yüzeyine temas etmesi ve sürtünme oluşturması durumudur. Kirpiklerin kornea ve konjonktiva yüzeyine sürekli teması batma, kızarıklık, sulanma ve yabancı cisim hissi gibi belirgin yakınmalara yol açar. Kronik sürtünme kornea yüzeyinde çizilmelere, ülserasyona ve enfeksiyon riskinde artışa neden olabilir. Tedavi edilmediğinde kornea hasarı kalıcı görme kaybıyla sonuçlanabilir. Entropiyon en sık yaşa bağlı olarak alt göz kapağının iç yüz dokularının gevşemesi ve kapak kaslarının dengesinin bozulmasıyla gelişir.

Entropiyon cerrahisinde amaç göz kapağının normal pozisyonuna döndürülmesi ve kirpiklerin göz yüzeyinden uzaklaştırılmasıdır. Cerrahi teknik entropiyonun nedenine göre seçilir. Yaşa bağlı entropyionda kapak gevşekliğinin düzeltilmesi ve kapağı dışa döndüren güçlerin dengelenmesine yönelik prosedürler uygulanır. Horizontal kapak germe, retraktör tamiri veya kombinasyon teknikleri yaygın kullanılan yaklaşımlardır. Skar dokusuna bağlı (sikatrisiyal) entropyionda ise konjonktiva yüzeyindeki skar dokusunun gevşetilmesi ve gerekirse mukoza grefti uygulanması gerekebilir. Cerrahi genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve başarı oranları yüksektir.

Göz Kapağı Dışa Dönmesi (Ektropiyon) Cerrahisi

Ektropiyon, göz kapağı kenarının dışa doğru dönmesi ve göz yüzeyinden uzaklaşması durumudur. En sık alt göz kapağında görülür ve kapak kenarı ile göz yüzeyi arasındaki temasın kaybedilmesiyle gözyaşının normal drenaj yolunu izleyememesine neden olur. Hasta kronik gözyaşı akması, göz kuruluğu, kızarıklık ve konjonktiva irritasyonu gibi yakınmalar yaşar. Dışa dönmüş kapağın altındaki konjonktiva yüzeyi sürekli dış ortama maruz kaldığından kalınlaşma, kızarıklık ve kronik inflamasyon gelişebilir.

Ektropyionun en yaygın nedeni yaşlanmaya bağlı göz kapağı dokularının ve tendonlarının gevşemesidir (involüsyonel ektropiyon). Yüz felci (fasiyal paralizi), skar dokusu, geçirilmiş cerrahiler ve göz çevresi deri hastalıkları da ektropyona yol açabilen diğer nedenler arasındadır. Cerrahi tedavide kapak pozisyonunun düzeltilmesi ve kapağın göz yüzeyiyle yeniden temas etmesinin sağlanması hedeflenir. İnvolüsyonel ektropyonda horizontal kapak germe işlemi standart yaklaşımdır. Skar dokusuna bağlı ektropyonda skar gevşetilmesi ve cilt grefti gerekebilir. Fasiyal paraliziye bağlı ektropyonda kapağın ağırlıkla desteklenmesi veya temporalis kas transferi gibi özel teknikler uygulanabilir.

Gözyaşı Kanal Tıkanıklığı Ameliyatı

Gözyaşı kanal tıkanıklığı, gözyaşının göz yüzeyinden burun boşluğuna drene olmasını sağlayan kanal sisteminin herhangi bir düzeyinde tıkanmasıyla ortaya çıkar. Hastanın en belirgin yakınması sürekli gözyaşı akması (epifora) ve tekrarlayan gözyaşı kesesi enfeksiyonlarıdır (dakriyosistit). Bebeklerde gözyaşı kanal tıkanıklığı doğuştan mevcut olabilir ve kanal alt ucundaki ince bir zarın açılmamasından kaynaklanır. Yetişkinlerde ise yaşlanma, kronik inflamasyon, travma veya tümöral süreçlere bağlı olarak gelişebilir.

Bebeklerde gözyaşı kanal tıkanıklığının büyük çoğunluğu ilk bir yaş içinde masaj uygulaması ve hijyen önlemleriyle kendiliğinden düzelir. Bir yaşına kadar açılmayan kanallarda sondalama işlemi uygulanır. Yetişkinlerde tıkanıklığın düzeyine göre farklı cerrahi yaklaşımlar planlanır. Nazolakrimal kanal tıkanıklığında dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatı standart tedavi yöntemidir. Bu ameliyatta gözyaşı kesesi ile burun boşluğu arasında yeni bir drenaj yolu oluşturulur. DSR ameliyatı dışarıdan (eksternal) veya burun içinden (endoskopik) yaklaşımla gerçekleştirilebilir. Her iki yöntemde de başarı oranları oldukça yüksektir. Kanalıkül düzeyindeki tıkanıklıklarda silikon tüp yerleştirilmesi veya konjunktivo-dakriyosistorinostomi gibi farklı cerrahi seçenekler değerlendirilebilir.

Göz Kapağı ve Çevre Doku Tümörleri

Göz kapağı ve göz çevresi deri tümörleri oküloplastik cerrahinin önemli bir uygulama alanıdır. Göz kapağı tümörlerinin büyük çoğunluğunu iyi huylu (benign) lezyonlar oluşturur. Papillom, seboreik keratoz, ksantelazma, dermoid kist ve hemanjiom sık karşılaşılan iyi huylu göz kapağı lezyonları arasındadır. Ancak göz kapağı deri kanserleri de nadir olmayıp en sık karşılaşılan tipi bazal hücreli karsinomdur. Skuamöz hücreli karsinom, sebase bez karsinomu ve melanom göz kapağında görülebilen diğer malign tümörlerdir.

Göz kapağı tümörlerinin tedavisinde cerrahi eksizyon (çıkarılması) temel yaklaşımdır. Malign tümörlerde tümörün temiz cerrahi sınırlarla tamamen çıkarılması hayati önem taşır. Mohs mikrografik cerrahi veya frozen section (intraoperatif patolojik inceleme) ile cerrahi sınırların kontrol edilmesi, tümörün tamamen çıkarıldığının doğrulanmasında kullanılan yöntemlerdir. Tümör çıkarıldıktan sonra oluşan doku kaybının büyüklüğüne ve lokalizasyonuna göre rekonstrüksiyon planlanır. Küçük defektler doğrudan kapatılabilirken büyük defektlerde lokal flepler, serbest cilt greftleri veya komşu dokuların kaydırılmasıyla göz kapağının fonksiyonel ve estetik açıdan yeniden oluşturulması sağlanır.

Tiroid Göz Hastalığı Cerrahisi

Tiroid göz hastalığı (Graves oftalmopatisi), tiroid bezinin otoimmün hastalığına bağlı olarak göz çevresi dokuların inflamasyona uğradığı ve genişlediği bir durumdur. Göz kasları ve orbital yağ dokusundaki inflamatuar şişme göz kürelerinin öne doğru itilmesine (proptozis veya ekzoftalmus), göz kapağı retraksiyonuna, çift görmeye ve ağır vakalarda görme siniri basısına yol açabilir. Hastalığın aktif inflamatuar fazı genellikle medikal tedavi (kortikosteroidler, immünosupresifler) ile yönetilir ve cerrahi müdahale hastalığın inaktif (stabil) döneminde planlanır.

Tiroid göz hastalığında cerrahi tedavi basamaklı bir yaklaşımla uygulanır. Görme siniri basısı bulunan veya belirgin propitozisi olan hastalarda orbital dekompresyon cerrahisi ilk basamak olarak planlanır. Bu ameliyatta göz çukurunun kemik duvarları inceltilerek veya kısmen çıkarılarak orbital içeriğin genişlemesine alan sağlanır ve göz küresi geriye çekilir. Çift görme yakınması olan hastalarda şaşılık cerrahisi ile göz kaslarının pozisyonu düzeltilir. Son basamakta göz kapağı retraksiyonunun düzeltilmesi ve blefaroplasti gibi kapak cerrahileri uygulanır. Bu sıralama cerrahi sonuçların birbirini etkilememesi açısından önem taşır.

Göz Çevresi Travma Onarımı

Göz çevresi travmaları trafik kazaları, düşmeler, spor yaralanmaları ve darp gibi nedenlerle oluşabilir ve göz kapaklarından orbital kemiklere kadar farklı yapıları etkileyebilir. Göz kapağı laserasyonları (yırtıkları), göz kapağı avülsiyonları, gözyaşı kanal yaralanmaları ve orbital fraktürler en sık karşılaşılan göz çevresi travma tipleridir. Göz kapağı laserasyonlarında kapak kenarının ve anatomik katmanların doğru hizalanarak onarılması hem fonksiyonel hem de estetik sonuçlar açısından kritik bir öneme sahiptir.

Orbital taban fraktürleri (blow-out fraktür) göz küresine yönelik künt travma sonrasında göz çukurunun ince kemik tabanının kırılmasıyla oluşur. Göz kasları veya orbital yağ dokusu kırık hattına sıkışabilir ve çift görme, göz hareketlerinde kısıtlanma ve enoftalmus (gözün içe çökmesi) gibi bulgulara yol açabilir. Cerrahi onarımda kırık hattına titanyum plak, polietilen implant veya kemik grefti yerleştirilerek orbital taban yeniden oluşturulur ve sıkışan dokuların serbest bırakılması sağlanır. Gözyaşı kanalıkülü yaralanmaları travma sırasında sıklıkla gözden kaçabilir ve onarılmadığında kalıcı gözyaşı akmasına yol açar. Bu yaralanmalarda silikon tüp üzerinden kanalıkül tamiri mikrocerrahi tekniklerle gerçekleştirilir.

Protez Göz Uygulaması

Protez göz, çeşitli nedenlerle göz küresinin cerrahi olarak çıkarılması veya görme fonksiyonunu kaybetmiş ve küçülmüş (fitizik) bir gözün bulunması durumunda estetik rehabilitasyon amacıyla uygulanan yapay bir göz kabuğudur. Göz küresinin çıkarılması (enükleasyon veya evisserasyon) retinoblastom gibi göz içi tümörler, ağır göz travmaları, kontrolsüz ağrılı kör gözler ve sempatik oftalmi riski taşıyan durumlar gibi ciddi endikasyonlarda gerçekleştirilen bir cerrahidir.

Göz küresinin çıkarılması ameliyatında göz çukuruna hacim sağlamak amacıyla orbital implant yerleştirilir. İmplant göz kaslarına dikilir ve doğal göz hareketlerinin bir bölümünün proteze aktarılmasına olanak tanır. Yara iyileşmesi tamamlandıktan sonra hastaya özel olarak üretilen protez göz kabuğu uygulanır. Protez göz, karşı gözün rengine, iris desenine ve sklera yapısına uygun biçimde boyanarak son derece doğal bir görünüm sağlanır. Protez göz düzenli temizlik ve bakım gerektirir ve yılda bir ila iki kez oküloplastik cerrah veya okülarist tarafından kontrol edilmesi önerilir. Zamanla soket yapısındaki değişikliklere bağlı olarak protezin uyumunda düzeltmeler veya yenileme gerekebilir.

Oküloplastik Cerrahide Anestezi

Oküloplastik cerrahilerin büyük çoğunluğu lokal anestezi altında gerçekleştirilebilir. Göz kapağı ve göz çevresi yumuşak doku ameliyatlarında cerrahi bölgeye lokal anestezik madde enjekte edilerek tam bir ağrısızlık sağlanır. Lokal anestezi hastanın uyanık kalmasına olanak tanır ve genel anestezinin sistemik risklerinden kaçınılmasını sağlar. Bazı hastalarda lokal anesteziye ek olarak intravenöz sedasyon uygulanarak hastanın kaygısı azaltılabilir ve işlem konforu artırılabilir.

Orbital dekompresyon cerrahisi, kapsamlı orbital tümör eksizyonu, çocuklarda uygulanan cerrahiler ve uzun sürmesi beklenen karmaşık rekonstrüksiyon ameliyatlarında genel anestezi tercih edilebilir. Anestezi yönteminin seçimi cerrahinin türüne, beklenen süresine, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve hastanın tercihine göre bireysel olarak belirlenir. Tüm anestezi yöntemlerinde hasta cerrahi sırasında ağrı hissetmez. Ameliyat öncesinde anestezist tarafından değerlendirme yapılır ve en güvenli yöntem planlanır.

Oküloplastik Cerrahi Sonrası İyileşme Süreci

Oküloplastik cerrahi sonrası iyileşme süreci ameliyatın türüne ve kapsamına göre değişmekle birlikte göz kapağı cerrahilerinde genel olarak hızlı bir iyileşme gözlenir. Ameliyat sonrası ilk birkaç gün göz kapağı çevresinde morluk, şişlik ve hafif rahatsızlık hissi beklenen bulgulardır. Soğuk kompres uygulaması şişliğin azaltılmasında etkili bir yöntemdir. Baş yüksekte tutularak uyunması ve eğilmekten kaçınılması ödemi azaltmaya katkı sağlar. Morluk genellikle bir ila iki hafta içinde büyük ölçüde geriler ve şişlik iki ila dört hafta içinde belirgin biçimde azalır.

Dikiş alınması gereken vakalarda genellikle ameliyattan beş ila yedi gün sonra dikişler çekilir. Eriyen dikiş kullanılan durumlarda ayrıca dikiş alınması gerekmez. Ameliyat sonrası antibiyotikli pomad veya göz damlası kullanımı enfeksiyon riskinin azaltılmasında önerilir. Göz kapağı cerrahileri sonrası çoğu hasta bir ila iki hafta içinde sosyal aktivitelerine dönebilir. Makyaj kullanımı genellikle iki ila üç hafta sonra başlanabilir. Orbital cerrahi ve kapsamlı rekonstrüksiyon ameliyatlarında iyileşme süreci daha uzun olabilir ve birkaç haftayı bulabilir. Cerrahi sonuçların tam olarak değerlendirilebilmesi için şişliğin tamamen çekilmesi beklenmeli ve bu süreç üç ila altı ay sürebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Göz kapağı düşüklüğü ameliyatı sonrası iz kalır mı?

Üst göz kapağı cerrahisinde kesi genellikle doğal kapak kıvrımı çizgisine yerleştirilir ve iyileştikten sonra iz kapak kıvrımı içinde gizlenerek gözler açıkken görünmez hale gelir. İlk birkaç hafta kesi hattında hafif kızarıklık olabilir ancak zamanla solarak belli belirsiz bir çizgiye dönüşür. Alt göz kapağı cerrahisinde transkonjonktival yaklaşım kullanıldığında dışarıdan hiçbir iz kalmaz.

Blefaroplasti sonrası sonuçlar kalıcı mıdır?

Blefaroplasti ile çıkarılan deri ve yağ dokusu yeniden oluşmaz ve cerrahi sonuçlar uzun yıllar boyunca korunur. Ancak yaşlanma süreci devam ettiğinden yıllar içinde yeni deri gevşemesi oluşabilir. Buna rağmen ameliyat yaptırmayan kişilerle karşılaştırıldığında blefaroplasti geçirmiş hastaların göz çevresi görünümü uzun süre daha genç ve dinlenmiş kalır.

Gözyaşı kanal ameliyatı sonrası gözyaşı akması ne zaman durur?

Dakriyosistorinostomi ameliyatı sonrası gözyaşı akması genellikle birkaç hafta içinde belirgin biçimde azalır. Ameliyat sırasında yerleştirilen silikon tüp genellikle iki ila üç ay sonra çekilir. Tam iyileşme ve yeni drenaj yolunun olgunlaşması birkaç ay sürebilir. Ameliyatın başarı oranı yüzde 90’ın üzerindedir.

Bu tedavi için randevu alın

Detaylı muayene ve değerlendirme için uzman ekibimizle görüşün.