Göz yanması, gözde ortaya çıkan hafif sızlamadan yoğun batma hissine kadar değişen rahatsızlıkla kendini gösteren ve en sık karşılaşılan göz şikayetlerinden biridir. Gözün çevresel etkenlere, kuruluğa veya iltihaplanmaya karşı verdiği savunma tepkisi olarak değerlendirilebilir. Yanma hissine çoğu zaman kızarıklık, sulanma, batma, kaşıntı ve bulanık görme gibi belirtiler eşlik eder.
Göz yanmasının nedenleri üç temel grupta ele alınabilir. Birinci grup çevresel faktörlerdir. Duman, toz, rüzgar, kimyasal maddeler, deodorant, deterjan buharı, soğan doğrama ve aşırı soğuğa maruz kalma gibi dış etkenler gözde kısa süreli yanma hissi yaratır. Bu tür yanmalar genellikle geçicidir ve etken ortadan kalktığında düzelir. İkinci grup göz hastalıklarıdır. Kuru göz sendromu, alerjik konjonktivit, blefarit yani kirpik dibi iltihabı, keratit ve konjonktivit gibi enfeksiyonlar göz yanmasının en sık rastlanan tıbbi nedenleri arasında yer alır. Üçüncü grup ise gözü yorucu uğraşılardır. Uzun süreli ekran kullanımı, yoğun okuma, ince detay gerektiren işler ve yetersiz aydınlatmada çalışma göz kaslarının ve göz yüzeyinin yorulmasına neden olarak yanma hissine yol açar.
Göz yanması çoğu zaman basit nedenlerden kaynaklanır ve kısa süreli tedaviyle düzelir. Ancak tekrarlayan veya süreklilik gösteren yanma hissi altta yatan bir sağlık sorununun habercisi olabilir. Bu nedenle şikayetlerin hafife alınmadan değerlendirilmesi ve gerektiğinde bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması önemlidir.
Göz Yanması Hangi Hastalıkların Belirtisi Olabilir?
Göz yanması pek çok farklı hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Bu hastalıkların başında kuru göz sendromu gelir. Gözyaşı üretiminin yetersiz olması veya gözyaşı film tabakasının kalitesinin bozulması sonucu göz yüzeyi yeterince nemlendirilemez ve yanma, batma, kum kaçmış hissi gibi belirtiler ortaya çıkar. Kuru göz sendromu yaşlanma, hormonal değişiklikler, bazı ilaçların yan etkileri ve Sjögren sendromu gibi otoimmün hastalıklara bağlı olarak gelişebilir.
Alerjik konjonktivit, göz yanmasının sık görülen bir diğer nedenidir. Polen, toz akarı, hayvan tüyü ve küf sporları gibi alerjenlere karşı gözün verdiği tepki sonucu yanma, yoğun kaşıntı, kızarıklık ve sulanma birlikte görülür. Blefarit yani göz kapağı kenarlarındaki iltihaplanma da göz yanmasıyla sıkça karşılaşılan bir tablodur. Kirpik diplerindeki yağ bezlerinin tıkanması veya enfekte olması sonucu kapak kenarlarında kabuklanma, kepeklenme ve yanma hissi gelişir.
Konjonktivit, keratit ve üveit gibi enfeksiyöz veya inflamatuar göz hastalıkları da yanma belirtisiyle seyredebilir. Oküler rozasea, cilt hastalığı rozaseanın göz tutulumudur ve kronik göz yanması, kızarıklık ve kuru göz belirtileriyle kendini gösterir. Bunların dışında tiroid hastalıklarına bağlı göz tutulumu, diyabete bağlı göz yüzeyi değişiklikleri ve bazı romatolojik hastalıklar da göz yanmasına neden olabilen sistemik durumlar arasında sayılabilir. Yanma hissinin sürekli olması veya eşlik eden ciddi belirtilerin bulunması durumunda altta yatan hastalığın belirlenmesi için kapsamlı bir göz muayenesi gerekir.
Göz Yanması ve Sulanma Birlikte Görülürse Ne Anlama Gelir?
Göz yanması ve sulanmanın birlikte görülmesi ilk bakışta çelişkili gibi görünse de aslında sık karşılaşılan ve fizyolojik olarak açıklanabilir bir tablodur. Göz yüzeyinin kuruması veya tahriş olması durumunda vücut bir savunma mekanizması olarak refleks gözyaşı üretimini artırır. Bu refleks gözyaşı, bazal gözyaşından farklı olarak daha sulu bir yapıdadır ve göz yüzeyini etkili şekilde kaplayamaz. Dolayısıyla göz hem yanar hem de paradoks biçimde sulanır. Bu durum en sık kuru göz sendromunun bir göstergesidir.
Alerjik reaksiyonlar da yanma ve sulanmanın bir arada görüldüğü sık nedenlerdendir. Alerjenlerle temas sonucu histamin salınımı gözde kaşıntı, yanma ve yoğun sulanmaya neden olur. Kirpik dibi iltihabı ve göz kapağı kenarlarındaki meibomian bez fonksiyon bozukluğu da gözyaşı film tabakasının yağ katmanını etkileyerek hem yanma hem de sulanma şikayetine yol açar.
Çevresel faktörler de bu iki belirtinin birlikteliğini açıklayan önemli bir nedendir. Rüzgarlı ortamlar, klimalı ve kuru havalı mekanlar, duman ve toz maruziyeti gözü tahriş ederek yanma hissi yaratır ve göz sulanmayla yanıt verir. Eğer yanma ve sulanma kısa sürede geçmiyor, tekrarlıyor veya beraberinde çapaklanma, kızarıklık, ışık hassasiyeti gibi ek belirtiler taşıyorsa bu durum konjonktivit, keratit veya gözyaşı kanalı sorunu gibi daha spesifik bir göz hastalığına işaret edebilir. Bu durumda bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.
Göz Yanmasına Ne İyi Gelir?
Göz yanmasında tedavinin temel prensibi yanmaya neden olan etkenin belirlenmesi ve ortadan kaldırılmasıdır. Ancak belirtilerin hafifletilmesi için günlük yaşamda uygulanabilecek bazı yöntemler de mevcuttur. Göz kuruluğuna bağlı yanmalarda suni gözyaşı damlaları en sık önerilen ilk tedavi seçeneğidir. Koruyucu içermeyen tek dozluk suni gözyaşı preparatları göz yüzeyini nemlendirerek yanma hissini azaltır. Gün içinde gerektiğinde birden fazla kez kullanılabilir.
Ortam neminin artırılması kuru havaya bağlı göz yanmasını önemli ölçüde hafifletir. Kapalı mekanlarda nemlendirici kullanmak, kalorifere ıslak havlu sermek veya buhar makinesi çalıştırmak ortam nemini artırarak göz yüzeyinin kurumasını önlemeye yardımcı olur. Gözlerin bilinçli olarak sık kırpılması, özellikle ekran başında çalışırken göz yüzeyine gözyaşının yeniden yayılmasını sağlar ve kuruluğa bağlı yanmayı azaltır.
Kirpik dibi iltihabı ve kapak kenarlarındaki yağlanmaya bağlı yanmalarda ılık kompres uygulaması ve kapak hijyeni etkili bir yöntemdir. Ilık su ile ıslatılmış temiz bir bez kapalı göz kapakları üzerine birkaç dakika uygulanarak kapak kenarlarındaki tıkalı bezlerin açılması desteklenir. Ardından kapak kenarları nazik hareketlerle temizlenir. Alerjik nedenli göz yanmasında alerjenlerden uzak durmak, soğuk kompres uygulamak ve hekim tarafından önerilen antihistaminik göz damlaları kullanmak belirtilerin hafiflemesini sağlar.
Gün boyunca bol su içmek vücudun genel hidrasyonunu koruyarak gözyaşı üretimini destekler. Omega-3 yağ asitleri içeren besinlerin tüketilmesinin gözyaşı kalitesini olumlu etkilediği bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki göze steril olmayan, pH değeri uygun olmayan hiçbir sıvı damlatılmamalıdır. Doğal olarak nitelendirilen yöntemler dahil, göz damlası dışında herhangi bir maddenin doğrudan göze uygulanması enfeksiyon ve tahriş riskini artırır.
Göz Yanmasında Ne Zaman Doktora Gidilmelidir?
Göz yanması çoğu zaman çevresel etkenlere veya göz yorgunluğuna bağlı olarak gelişir ve basit önlemlerle kısa sürede geçer. Ancak bazı durumlarda göz yanması altta yatan ciddi bir sorunun habercisi olabilir ve tıbbi değerlendirme gerektirir. Yanma hissinin birkaç günden uzun sürmesi, giderek şiddetlenmesi veya tekrarlayan ataklarla ortaya çıkması doktora başvurulması gereken ilk durumlar arasındadır.
Göz yanmasına eşlik eden bazı belirtiler acil tıbbi değerlendirmeyi zorunlu kılar. Belirgin görme bulanıklığı veya görme kaybı, şiddetli göz ağrısı, ışığa karşı aşırı hassasiyet yani fotofobi, yoğun ve iltihaplı göz akıntısı veya çapaklanma, göz çevresinde belirgin şişlik ve kızarıklık ile çift görme bu belirtilerin başında gelir. Göze kimyasal madde sıçraması, yabancı cisim kaçması veya travma sonrası gelişen yanma ve ağrı acil olarak değerlendirilmesi gereken durumlardır. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına veya acil servise başvurulmalıdır.
Kontakt lens kullanıcılarında göz yanması özellikle dikkatle değerlendirilmelidir. Lens takılıyken başlayan ve lensi çıkardıktan sonra da devam eden yanma, keratit gibi ciddi bir kornea enfeksiyonunun belirtisi olabilir. Bu durumda lens derhal çıkarılmalı ve göz doktoruna başvurulmalıdır. Bunun dışında daha önce tanı almış kronik göz hastalığı bulunan bireylerde yanma şikayetinin artması, mevcut tedavinin gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eder. Kendi kendine uygulanan tedavilere rağmen düzelmeyen göz yanması da mutlaka bir uzman değerlendirmesini gerektirir.
Ekran Kullanımı Göz Yanmasına Neden Olur mu?
Uzun süreli ekran kullanımı göz yanmasının en yaygın tetikleyicilerinden biridir ve günümüzde dijital cihazların yoğun kullanımıyla birlikte bu sorun giderek artan bir şikayet haline gelmiştir. Bilgisayar, tablet ve akıllı telefon ekranlarına uzun süre bakıldığında göz kırpma sayısı normalin önemli ölçüde altına düşer. Sağlıklı koşullarda dakikada ortalama 15 ila 20 kez kırpılan gözler, ekrana odaklanıldığında bu sayı dakikada 5 ila 7 keze kadar azalabilir. Göz kırpma sayısının düşmesi, gözyaşı film tabakasının göz yüzeyi üzerinde yeterince yenilenememesine neden olur ve göz yüzeyi kuruyarak yanma, batma ve yabancı cisim hissi gelişir.
Bu durum dijital göz yorgunluğu sendromu veya bilgisayar görme sendromu olarak adlandırılır. Yanma hissinin yanı sıra göz ağrısı, baş ağrısı, boyun ve omuz gerginliği, bulanık görme ve odaklanma güçlüğü de bu sendroma eşlik eden belirtilerdir. Ekranın yakın mesafeden izlenmesi göz kaslarının sürekli kasılı kalmasını gerektirir ve bu durum göz yorgunluğunu artırarak yanma şikayetini derinleştirir.
Ekran kullanımına bağlı göz yanmasını önlemek ve hafifletmek için bazı pratik önlemler uygulanabilir. 20-20-20 kuralı bunların en bilinenidir. Bu kurala göre her 20 dakikada bir ekrandan göz ayrılarak en az 20 saniye boyunca 6 metreden (yaklaşık 20 feet) uzaktaki bir noktaya bakılmalıdır. Bu basit uygulama göz kaslarının gevşemesini ve gözyaşı tabakasının yenilenmesini sağlar. Ekranın göz seviyesinin hafif altında konumlandırılması, göz kapaklarının daha kapalı bir pozisyonda kalmasını sağlayarak göz yüzeyinin buharlaşmasını azaltır.